Hayat Tam Böyle Birsey!!!!
27/2/2009 · Kategori: Begendigim Yazilar
Kocam bir mühendisti. Onunla sâkin tabiatını
> > sevdiğim için evlenmiştim. Bu sâkin adamın göğsüne
> > başımı koymak içimi nasıl da ısıtırdı.
> >
> > Gel gör ki iki yıl nişanlılık ve beş yıl
> > evlilikten sonra bu sâkinlik beni yormaya başlamıştı.
> > Eşimin -bir zamanlar çok sevdiğim- bu özelliği artık
> > beni huzursuz ediyordu.
> >
> > İş ilişkiye gelince oldukça içli, hattâ aşırı
> > hassas bir kadınım. Romantik anlara, küçük bir
> > çocuğun şekere düşkünlüğü gibi can atıyorum. Oysa
> > kocamın sakinliği, başka bir deyişle vurdum
> > duymazlığı, evliliğimize romantizm katmaması beni
> > aşktan almış, uzaklaştırmıştı.
> >
> >
> > Sonunda kararımı ona da açıkladım: boşanmak
> > istiyordum.
> > Şaşkınlıktan gözleri açılarak 'niye?' diye
> > sordu.
> > 'Gerçekten belli bir sebebi yok' dedim,
> > 'sadece yoruldum.'
> > Bütün gece ağzını bıçak aç madı.
> > Düşünüyordu. Bu hâli ise hayal kırıklığımı daha
> > da artırmaktan başka bir işe yaramıyordu: işte,
> > sıkıntısını dışarı vurmaktan bile aciz bir adamla
> > evliydim. Ondan ne bekleyebilirdim ki!
> >
> > Sonunda sordu: 'seni caydırmak için ne
> > yapabilirim?'
> > Demek ki söyledikleri doğruydu: insanların mizacı
> > asla değiştirilemiyordu. Son inanç kırıntılarım da
> > kaybolmuştu.
> > 'İşte mesele tam da bu' dedim. 'Sorunun
> > cevabını kendin bulup kalbimi ikna edebilirsen kararımdan
> > vazgeçebilirim.'
> > 'Diyelim dağın tepesinde bir uçurum kenarında bir
> > çiçek var. O çiçeği benim için koparmak, düşüp
> > vücudunun bütün kemiklerinin kırılmasına, hattâ
> > ölümüne mâl'olacak. Bunu benim için yapar
> > mısın?'
> > Yüzümü dikkatle inceledi ve 'Sana bunun cevabını
> > yarın vereceğim' dedi.
> > Bu cevapla son ümidim de yok olmuştu.
> >
> >
> > Ertesi sabah uyandığımda evde yoktu. Boş bir süt
> > şişesini mutfak masasının üzerine koymuş, altına da
> > bir not bırakmıştı.
> > 'Sevgilim' diye başlıyordu,
> > 'O çi çeği senin için koparmazdım' Kalbim
> > yine kırılmıştı. Okumaya devam ettim.
> >
> > 'Çünkü her zaman yaptığın gibi bilgisayarın
> > altını üstüne getirip çökerttikten sonra monitörün
> > önünde ağladığında, onu tekrar düzeltebilmem için
> > ellerime ihtiyacım var.'
> >
> > 'Anahtarları her zaman evde unuttuğunu
> > bildiğimden, senden önce eve varabilmem üzere koşmam
> > gerektiğinden bacaklarıma ihtiyacım var.'
> >
> > 'Arabayı kullanmayı çok sevdiğin halde şehirde
> > hep yolu kaybettiğinden, yolu gösterebilmem için
> > gözlerime ihtiyacım var.'
> >
> > Sâdık arkadaşın>ın her ayki ziyaretinde
> > sebep olduğu, karnındaki krampları rahatlatabilmem için
> > avuçlarıma ihtiyacım var.'
> >
> > 'Evde oturmayı sevdiğinden, içe kapanıklığını
> > dağıtmak, can sıkıntını hafifletmek üzere sana
> > şakalar yapabilmem, hikâyeler anlatabilmem için ağzıma
> > ihtiyacım var.'
> >
> > 'Sabahtan akşama kadar bilgisayara bakmaktan
> > gözlerinin bozulması k açınılmaz olduğundan,
> > yaşlandığımızda tırnaklarını kesebilmem,
> > saçlarında -görülmesini istemediğin- beyaz telleri
> > ayıklayabilmem, merdivenlerden aşağı inerken elini
> > tutabilmem, çiçeklerin renginin - gençliğinde senin
> > yüzünün rengi gibi olduğunu söyleyebilmem için
> > gözlerime ihtiyacım var.'
> >
> > 'Ama seni benden daha fazla seven biri varsa, evet o
> > uçuruma gidip, o çiçeği senin için koparırım bir
> > tanem.'
> >
> >
> > Baktım, mektuptaki yazının mürekkepleri yer yer
> > dağılıyordu.
> > Göz yaşlarım mektuba düşüyordu.
> > 'Mektubu okuduysan ve kalbin ikna olduysa lüften
> > kapıyı aç canım. Çok sevdiğin susamlı ekmek ve taze
> > sütle kapıda bekliyorum.'
> > Koşarak kapıyı açtım. Endişeli bir yüzle ve
> > ellerinde sıkıca tuttuğu susamlı ekmek ve sütle
> > kapının önündeydi.
> > Artık çok iyi biliyordum: beni ondan daha çok kimse
> > sevemezdi. O çiçeği uçurumun kenarında bırakmaya karar
> > verdim.
> >
> >
> > Bu gerçek aşktı.
> >
> >
> >
> >
> > İlk yıllardaki heyecanlar içinde görmeye
> > alıştığımız aşkın, seneler sonra o heyecanlar
> > kaybolup gittiğinde, huzur ve durgunluk içinde de hep var
> > olmaya devam ettiğini göremeyebiliyoruz.
> >
> > Oysa aşk hep vardır. Belki artık heyecansız, belki
> > artık romantik değil... Belki sıkıcı, tekdüze, hatta
> > belki yüzsüz... Ama hep oralarda bir yerdedir.
> >
> > Çiçekler ve romantik dakikalar ilişkinin başlaması
> > için elbette gereklidir. Bir zaman sonra bunlar gitse de
> > gerçek aşkın sütunu ebedi kalır.
> >
> > Hayat tam da böyle bir şeydir.
> >
> >
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
